28 Kasım 2012 Çarşamba

Her Nefis Ölümü Tadacaktır

6 Kasım gecesi gece yarısına yakın çalan bir kapı, sonra duyduğum tek bir kelime "ölmüş" o an dondum kim olduğunu nasıl olduğunu anlamadan belkide anlamak istemeden. Kendime eşimin "babaaam" çığlığıyla geldim.

O an inanmakla inanmamak arasında gidip gelirken bir mucize beklercesine tek söyleyebildiğim şey "yalandır yalan, yalan söylüyorlar" oldu. O an tek umduğum şey yalan olması, yanlış olmasıydı. Böyle bir gerçeğin yalanı yanlışı olmazdı ama sanki ben öyle söylersem "evet evet yalan" cevabını alacağım umuduydu sanırım hissettiğim. Kafama acı gerçek nüfus etmeye başladıkça başka bir savunma bulmuştum kendime "babalara bir şey olmaz ki yalandır" Hiç bir şey duymuyordum. Ne eşimin ne onun kardeşinin hıçkırıklarını ne de kuzenlerinin onları sakinleştirmek için söylediklerini. Sürekli aynı şeyi tekrarlıyordum ve ona inanıyordum "babalara bir şey olmaz ki yalandır"

Ölüm yaşadığımız her anda bildiğimiz tek mutlak gerçek. Kabullendiğimiz en büyük doğru. Ama en hazırlıksız olduğumuz kendimize en uzak gördüğümüz bir kavram aynı zamanda. Ben ölümü hiç bana, benim yakınıma, benim sevdiklerime yaklaşmaz sanmışım. Hiç kondurmamışım ölümü kimselere. Daha bir gün önce kendi ellerimle uğurladım evimden. Bir kaç saat önce bizde unuttuğu kasketini gönderme sözü verdim, selam söyledim,selamını aldım, gülüşünü duydum. Can verdiği dakikalarda hiç bir şeyden habersiz hayatıma devam ettim, belki güldüm, belki bir şeye sevindim. Ölüm hep gelmeden önce haber verir sanıyormuşum meğer. Vermiyormuş maalesef gördüm.

450 kilometreyi yıldırım gibi gittik. Nasıl gittik, nasıl dayandık onca vakit, nasıl sığdı acı çeken kalplerimiz o arabanın içine bilmiyorum. Mucize olmadı, yalan yada yanlış da değilmiş hiç bir şey. Evinden son kez uğurladık babamızı. İki oğlunun tabutun birer tarafından tutup zaten acının çökerttiği omuzlarında taşıdıkları an hiç gitmeyecek gözümün önünden. Son görevlerini yaptıklarının farkında sanki babalarının koluna girer gibiydiler.

Eşimin büyük babaannesi dermiş ki "hepimiz birbirimize misafiriz" Ne kadar doğru bir söz. Kimi son defa gördüğümüz, aslında kiminle vedalaştığımız hiç belli değilmiş. Aslında nefes aldığımız her an dünyaya son vedamızmış. Yarın yok, az sonra yok, sonra söylerim, sonra yaparım yok. Sonrası yokmuş. Hayatta her an geri dönüş yolundaymışız, bunu çok acı şekilde öğrendim. Bir de ölüm sadece yaşlılara gelmezmiş...

Şimdi ardında bıraktığı eşi, iki çocuğu yaşamaya çalışıyorlar olabildiğince. Bense güçlü durmaya, eşime moral vermeye ve bebeğime üzüntümü yansıtmadan bakmaya çalışıyorum. Onlar için hayat normale dönecek mi? Sanmıyorum. Yıllar sonra da bu acıyı ilk günkü gibi hissedecekler. Yeri dolmayacak hiç bir vakit. Sadece onsuz yaşamayı öğrenecekler.

Ben aslında öldüğüne değilde uzak bir yere gittiğine inanıyorum. Gittiği yerde bizden haber alıyor, bizi görüyor, bizi duyuyor. Sadece biz onu göremiyoruz. Böyle düşünmek beni rahatlatıyor. Eminim ki gittiği yerde çok mutlu.

Babamız için bir Fatiha okuyup hediye edersen çok mutlu olurum.

Hiç bir şey için geç kalmamanız dileğiyle, huzurla kalın...

7 yorum:

  1. Başınız sağolsun :(

    YanıtlaSil
  2. Başınız sağolsun rabbim sabır versin mekanı cennet olsun

    YanıtlaSil
  3. Başınız sağ olsun, gittiği yerde huzurlu olsun babanız...

    YanıtlaSil
  4. canım gözlerimden yaşlar dökülerek ve onun o tatlı gülüşleri kulağımda çınlayarak okudum yazını. Rabbim hepimize sabır ve güç versin. Mekanı cennet olsun inşAllah =(((

    YanıtlaSil