4 Aralık 2013 Çarşamba

En itici Reklamlar Top 5 Listesi

Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler ama öyle reklamlar var ki insanı markadan soğutuyor. Öyle ki markette rafda gördüğünde bile reklam kulaklarında çınlıyor, büyük bir hızla uzaklaşıyorsun. Rakibine yaptırsan o kadar olur cinsten resmen. 

Tabi renkler ve zevkler tartışılmaz. Kiminin hoşuna gider kimisi de o iticiliği komik bulur. Ben bugün size "bunu hangi kafayla çekmişler" dediğim top5 listemi hazırladım. Kimisi yeni kimisi çok eski. Bakalım siz de bana katılacak mısınız?

5.sırada arada bir görünüp bir kaybolan Perwol reklamı var. Aslına bakarsanız bu reklamı izlerken 'böyle bir reklam niye çekildi ki?' sorusunu o kadar çok soruyordum ki başlı başına bir yazı yazacakken burda yer vermeye karar verdim. Perwol reklamı kötülükten ziyade mantık hataları zincirlemesi nasıl yapılır örneklemesi sanki. Sırf bizim de bir reklamımız olsun diye yapılmış ne senaryosuna ne oluşturduğu algıya zerre kafa yorulmamış bir iş. Hani adam yada yadının elbisesinin dedikodusunu yapanlara dönüp cevap veren kadın portföy niyetine, adam cüzdan niyetine Perwol şişesi taşır gibi alttan çıkartıp "hayır yeni değil perwolle yıkandı" demiyorlar mı...!!

4.sırada şu anda dönmekte olan Lumberjack reklamı var. Önceleri bizim mizah anlayışımızdan çook çoook farklı bir başka ülkede çekilip bize sadece çevirisinin yapıldığını düşündüğüm o nedenle belli bir süre tölerans tanıdığım bir reklamdır kendileri. Daha sonraları araştırıp bir Türk yapımı olduğunu öğrendiğim an ise verdiğim kredinin tükendiği andır. İtiraf etmeliyim ki lumberjack reklamı çıktığında kanalı değiştiriyorum. Çünkü o kadının lumberjaaaaaaccckkk diye bağırışına da o komik desem komik değil başka ne desem bilemediğim adamın çıkagelmesine de tahammül edemiyorum. O suratında ki sakala benzettiğim örgüden şey de neyin nesi çözemedim ben. Hangi mantık, hangi düşünce onu adamın suratına yerleştirmiş bilemedim. Hani bir çocuk ürünü reklamı falan olsa anlayacağım. Anlamsız bir komedi yapmaya çalışmış örgü sakallı oduncu bir kahramanla çocukların dikkatini çekme hayali kurmuş olabilirsin. Eee o da değil. Kusura bakma da o zaman bana da "bu neyin kafası kardeş" diye sormak kalıyor.

3.sırada Azra Akın'lı Pepsi reklamları var. Reklamlar yayından kalktı gitti ama ben daha o güzelim kız o reklamlarda oynamayı nasıl kabul etti anlayamadım. Hepsi birbirinden kötüydü ama bir tanesi var ki zirve yaptı. Aslında çoğunuz şu an anlamıştır bile. Hani şu ciyak sesli iki kızın 'dede şelaleden Pepsi akıyor' tarzı bişey söylediği ve daha bir sürü sevimsiz detayla dolu reklam. Aslında bulup tekrar izlemeye hiç elim gitmedi, tahammül edemeyeceğimi düşündüm. Size de daha fazla hatırlatmak istemiyorum ve bir sonrakine geçiyorum

2.sırada Sarelle reklamı var. Hamile bir kadın ve karnındaki çocuk ancak bu kadar sevimsizleştirilebilirdi. Aslında çocukları abur cuburdan soğutmak için, kahvaltıda balmış, pekmezmiş daha sağlıklı şeyler yesinler diye çekilmiş bir reklam olduğunu düşünüyorum. Çünkü ne büyük ne küçük hiç kimse o reklamı güzel yada sevimli bulabilir. Hele o çocuk bağırmıyor mu aneeeee.. Azıcık daha güzel seslendiremezmiydiniz be kardeşim?  

1.sırada çotanak yağları reklamı var. Aslında yayından kalkalı yıllar oldu. Yayına girmesi bile bir hataydı da neyse. Ama benim psikolojimde o kadar derin yaralar bırakmış ki unutamıyorum. İçimdeki iğrençlik hissi ilk günki kadar taze. Adım kadar eminim ki o reklamı firma kendisi yaptırmadı. Rakibin birisi sırf çotanak yağlarını piyasadan silmek için paraya kıydı ve o reklamı gece gündüz döndürdü televizyonlarda. Yoksa başka hiç bir şekilde "çotanak yağları hiiiiiıoööuuuüüü" diye bağıran adamın açıklaması olamaz. Hadi bütçe kısıtlıydı işinin ehli olmayan bir reklam şirketiyle çalıştınız adamlarda çekti. ee tamam çeken çektide yayına girmesine izin veren firma yetkililerine ne dersin. Aklı selim bir tane de mi adam yokmuş o şirkette. O dönem o kadar sinir oluyordum ki reklam izlemiyordum çotanak çıkacak diye. Hatta gidip adamlara internet sitelerinden mesaj bile göndermiştim 'kimse almasın diye mi yapıyorsunuz Allah rızası için kaldırın şu reklamı' diye. Neyse gitti bitti. Daha fazla konuşup adamların kulaklarını çınlatmayım. Allah muhafaza tekrar reklama falan başlarlar ://

Benim listem bu. Sizin eklemek istedikleriniz varsa buyurun :)))

Görüşmek üzere, huzurla kalın :)






4 Kasım 2013 Pazartesi

Yasemin Corcor Zden Concept'te

Özellikle modayla ilgilenen tesettürlü blogerların bir çoğu Zehra Görgülü Ölmez'i nam-ı diğer Zehra Ne Söyler'i tanır. Kendisi başarılı bir bloger. Bir süre önce de moda ve dekorasyon alanında hizmet veren Zden Concept'i kurdu. Her geçen gün attığı emin adımlarla blog dünyasında gösterdiği başarıyı, iş hayatında da devam ettiriyor.

Bense acemi bir bloger olarak iki yılı aşkın bir süredir Zehra Ne Söyler'in, daha sonra da Zden Concept'in takipçisiydim. Tam da beni rehavet havasından çıkartacak, üzerime serpilmiş tembellik tozunu alıp götürecek bir mucize beklerken, sevgili Zehra instagramda bir paylaşımda bulundu. Zden Concept de tasarımcı olarak yer almak isteyen olup olmadığını soruyordu. Bir mail atsam mı, atmasam mı, Zeynep'le birlikte böyle bir tempoyu götürebilirmiyim, götüremezmiyim, olur mu olmaz mı, zaten cevap da geç gelir, gelene kadar ohoooo derkeeeennn atıverdim bir mail. O ise olanca samimiyetiyle aynı gün bir cevap döndü ve ben anladım ki bu iş olur, verdiğim emeğe de değer. Zaten ilk görüşmede gösterdiği samimiyet, oluşturduğu olumlu hava, daha sonra da Zeynep'e ayırmak zorunda olduğum zaman açısından oluşan ve oluşabilecek aksaklıklara karşı sergilediği anlayış ilk anki düşüncemin ne kadar doğru olduğunu gösterdi. 

Öyle böyle derken bu günlere geldik. 1 Kasım'dan itibaren Zden Concept Vol.5 takipçilerle buluştu. Huzurlarınızda Zden Concept için çalıştığım iki model :))

                     

İlki içli dışlı görünen tek parça tuniğimiz. Kumaşı krep. Arkadan fermuarlı ama arkada gördüğünüz siyah şey fermuar değil. Siyah biye ve içine de gizli fermuar çalışıldı. Şimdilik sadece bu renk var ama önümüzdeki hafta renk seçeneği artacak inşallah 

                     

Aslında kollarda fermuar açılmadan da rahatça giyilip çıkartılıyor. Ancak, abdest alırken ve oluşabilecek bir sürü durumda tamamen açma ihtiyacı olacağını düşünerek fermuarlı çalıştık. 

                     

Bu ise çok fonksiyonlu, binbir surat hırkamız. Kumaşı buklet ve sadece tek renk. Fotoğraflarda gösterilen kullanabileceğiniz sadece bir kaç şekil. Kendi tarzınıza ve yaratıcılığınıza bağlı olarak daha onlarca şekle sokabilirsiniz bu hırkayı :))

                    

                    

                   

                   

                   

Bunlar ve daha fazlası için Zden Concept'i Facebook ve İnstagram dan takip edebilir, kapıda ödeme seçeneğiyle ürünlerinden satın alabilirsiniz. 

Ayrıca ben bu ürünlerin sadece tasarımını, kumaş seçimini vesairesini yapıyorum. Modellerin üretimini ise kardeşim Asuman Corcor kendi atölyesinde gerçekleştiriyor. Modellerin kağıt üzerinden gerçek hayata bu kadar güzel geçmesinde onun maharetli ellerinin katkısı çok büyük. Burdan sizlerin huzurunda bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de kardeşimiz Merve'ye. O da Asuman ve benim asistanlığımı yapıyor ve çok büyük bir yükü üzerimizden alıyor. İyiki varsınız kardeşlerim, sizinle olmak güzel :))) Ayrıca tabiki eşimin attığım her adımda verdiği desteği söylemeden geçmek ona da burdan kocaman bir teşekkür etmemek olmaz. Ne kadar sevildiğini biliyorsun, çoook çoook teşekkür ederim her şey için :)))

Görüşmek üzere, huzurla kalın




23 Ekim 2013 Çarşamba

Benim Dünyam

Şüphesiz ki son günlerde daha vizyona girmeden en çok konuşulan film Benim Dünyam.  Uyarlama değil çalıntı dendi, senaryo için izin alınmamış dendi, fragmanlar bile bire bir dendi, dendi de dendi... Fragmanlarını izlediğimde o kadar etkilendim ki hakkında çıkan söylentiler bile film hakkındaki merakımı zerre azaltmadı. İki üç dakikalık özetinde bile göz yaşlarımı tutamadıysam izlediğimde ne olurum bilmiyorum. Tabi ki filime karşı olan ilgi ve merakımı Beren Saat'in oyunculuğuna beslediğim derin hayranlık körüklemiyor desem yalan olur. O senaryo daha önce 10 kez çekilmiş olsaydı, 11. kez Beren Saat'ten izlemek isterdim.


                               


Film 25 Ekim'de vizyonda. Eskiden olsa ilk gösterimlerinden birini izlerdim eminim. Ama maalesef artık hayatın gerçekleri var. Ben bir anneyim ve tam 14 aydır sinema orucundayım :(( Kızımı bırakacak kimsem yok ama ne yapacağım edeceğim, gerekirse filmi yalnız izlemeyi göze alıp zeynoşumu babasına bırakacağım. Sonrada zeynoşsuz her bir yere gidişimde olduğu gibi 'ben kötü anne miyim?' sorusunun derin vicdan azabıyla katmerli şekilde ağlaya ağlaya izleyeceğim. Burdan yetkililere sesleniyorum. Artık sinemalarda çocuklu kadınlar için özel localar yapın. Çocuğumuzu da alalım gelelim, yarı anlaya yarı anlamaya izleyelim filmimizi. 

Neyse, inşallah film hakkındaki izlenimlerimi de yazmak kısmet olur :))

Görüşmek üzere, huzurla kalın 
 

21 Ekim 2013 Pazartesi

Diş Çörekleri :))

Merhabalaaarrr,

Aylin Zeynep'in dişleri bir yaşını doldurmak üzereyken çıktı. Tam ben dişlerden ümidi kesmiş ve dişsiz bir kızım olacağını kabullenmişken küçücük damağında inci gibi uçları görüverdim :)) Tam da Ramazan bayramı esnasındaydı, benim için nasıl bir bayram oldu anlatamam :))

Malumunuz bir çok yerde bebeğin dişleri çıktığında diş buğdayı yapılır. Değişik yörelerde daha değişik adetler var mı bilmiyorum. Ama bizim orda yani Kastamonu/Tosya'da ise diş çöreği yapılır ve konuya komşuya hısıma akrabaya dağıtılır.

Nedir bu diş çöreği derseniz...İlk dişler çıktığında küçük ekmekler yapılır, daha hamurken de içine folyoya sarılmış metal bir para iliştirilir. Metal para koyulmasının dişinin sağlam olması yada bereket gibi bir anlamı var mı bilmiyorum ama çörek bölünüp yenirken eğlenceye sebep olduğu kesin :)) Herkes kendi payına düşen parçayı yemeden önce şöyle bir didikler, bulan 'işte bana çıktı' diye sevinirken çıkmayanlar yarı kıskançlıkla 'o parayla bize ne ısmarlayacaksın' espirileri yapar. Gülüşülür, eğlenilir bu vesileyle bebek için bu güzel aşama kahkahalarla kutlanmış olur. Diş çöreği yapılıp dağıtılan bebeğin dişlerini daha kolay ve acısız çıkartacağına inanılır.

                      

Bunlar da bizim Zeynep'imizin çörekleri :)) Dişerini Ramazan bayramında çıkardığını söylemiştim. O zaman telaşa geldi ve yapılamadı. Ben de İstanbul'da yapmakla ve dağıtmakla bir başıma uğraşmayacağım için kalıp gitmişti. Bu sefer tam döneceğimiz gün baktım annem ve kardeşlerimde bir hareketlilik var. Herkes bir tarafta bir şeyleri organize etmeye uğraşıyor. Bir de ne göreyim bize sürpriz yapmışlar :)) İyi ki varlar

Görüşmek üzere, huzurla kalın :))
    

11 Ekim 2013 Cuma

Son Günlerde İnstagram

Uzuuuuunn bir aradan sonra Bayram tatili için düştüğümüz yollardan bildiriyorum sayın okuyucu :)))

                                 Bakalım son günlerde instagram da neler yapmışım :))


        

                                    Aylardır yapmadığım çizimlerime geri döndüm, soğumuşum

       

                               Kahvaltıda komşularımı ağırladım, çok keyifliydi doğrusu :))

                           

                    O günün kasvetli havasına inat o gün kızımla rengarek karşıladık misafirlerimizi

          

Misafirler gittikten sonra, Zeynoşu uyutup çalışmaya geri döndüm. O gün neye çalıştığımı da yakında paylaşacağım, sürpriz, 1 kasımı bekleyin :)))

                         

                           Bir kızın daha çikolatayı keşfine şahit olduk, fena keşfetti baksanıza :)

        

Zeynep akşam olup yatmaya gittiğinde salonun adeta bomba düşmüş halinden dert yandım eşe dosta! 

                          

Ve ve ve son olarak da Çarşamba günü benim güzeller güzeli arkadaşım İpek'in tatlı kızı Bade dünyaya geldi, foto biz doğuma yetişmeye çalışırken :))

Buarada beni instagram ve twitter da yasmincc_ den takip edebilirsiniz

mutlu bayramlar, görüşmek üzere

19 Eylül 2013 Perşembe

Hortum, Tusunami, Deprem...Hiç Biri Değil...Zeynep...!!

Merhabalaaarrr; 

Ben buralara uğramayalı bir ay olmuş. Farkettiğimde dehşete düştüm. Zaman ne kadar hızlı akıyor. Günün telaşı içinde hayat elimizin içinden kayıp gidiyor. 

Neyse efendim gel gelelim konuya. Başlıktan da anlayacağınız üzere bizim evde hiç bir doğal afetle karşılaştırılamayacak boyutta yaramaz bir şeker küpü yaşıyor :)) Başımıza öyle bir şey geldi, öyle bir faciaya teğet geçtik ki belki bir kişiyebile örnek olurda bir kazadan korunur diye yazmak istedim. 

          
          

Efendim bizim televizyonumuz tv ünitesi üzerinde bu şekilde duruyordu. Ünite o kadar büyük ki gördüğünüz kısımdan bir tane daha var devamında. Hal böyle olunca Tv'nin duvarda asılı değil de üzerinde durması daha şık oluyor ama bu şekilde tehlikeli bir oyuna da dönüşüyordu. Eşimle haftalar öncesinden oturup görüntünün önemi olmadığını başımıza bu şekilde bir iş geleceğini konuştuk ve duvara asmak için gerekli aparatları aldık. Gelgelelim Ramazan rehaveti, sonrasındaki telaşlar derken biz tembellik yaptık ve bu şekilde kullanmaya devam ettik. 

                          

30 Ağustos'ta eşimin kardeşinin nişanı için memlekete gittik ve üç gün evde yoktuk. Evden çıkmadan öncede ben bavullardı aman şunu da unutmayalım bunu da alalım koşuşturmasındayken Zeynep bizim yapma etmelerimiz arasında tehlikeli oyununa devam etti. Neyse biz bırakıp gittik. Üç günün sonunda gece yarısı eve döndük, ben Zeynep'i yatırmaya gidince eşimde tv izlemek için kendine çevireyim derken elinde kalmış. Meğer o akşam bir o tarafa bir bu tarafa derken kırmış. Şükürler olsun son hamlede kırmış ve bir daha dokunmamış olmalı ki üzerine düşmemiş. İkinci bir şansta üç gün boyunca tv kırık bir şekilde ayakta durmuş. Aksi halde düşüp yangın falan çıkartabilirdi. 

       

Sabah ilk iş tv yi bu şekilde duvara sabitledik ve tv ünitesi üzerinde ne varsa ilgisini çekmemesi için kaldırdık. Yine çıkıyor ama eskisi kadar sık değil. Evet kötü duruyor ama öyle bir şükür içerisindeyiz ki bunun hiç bir önemi yok. Büyük Allahım öyle bir faciadan korudu ki bizi. Bize de büyük bir ders oldu. Evde bebek varsa tembelliğe yer yokmuş, öğrenmiş olduk. 

Kazasız, belasız, huzurlu günler dilerim. Görüşmek üzere
  


  

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Kız İsteme, Söz ve Süslü Kolonya Şişesi

Bayramdan notlara tam gaz devam edeyim :)))

Şu an sizlere Sinop'tan, sahil kenarından sesleniyorum sevgili takipçiler :))) Eşim denize giriyor, Aylin Zeynep kucağımda uyuyor, ben de size yazıyorum. Düşünün sizi ne kadar çok seviyorum. Aslında bu gün istanbula dönmüş olacaktık ama hazır Tosyadayken burayı da görelim dedik.  

Gelelim konuyaaa :))) Geçtiğimiz pazar günü eşimin kardeşi Mustafa için kız isteme ve söz merasimi yapıldı. Ben de bu gün için benimde çorbada biz tuzum olmalı dedim ve sıvadım kolları. Önce eşimle çıktık aradık taradık, burası küçük yer şöyle güzel bir buket canlı çiçek bulamayacağımızı anladık. Önceden İstanbuldan getirme şansımızda yoktu çünkü arada baya zaman vardı, solardı. Bayram olduğu için de internetten verdiğiz siparişin zamanında elimizde olacağından şüpheliydik. Bir yer bulduk, verdik siparişi vermesine de sonuçtan pek emin değildik. Ne yapalım ne yapalım derken dedim ki eşime dur bir tuhafiyenin önünde biraz petek tül, biraz kurdele derken bir kaç bir şey aldım. Sonrada bir şişe kolonya, geldim eve. Ev halkının şaşkın ve meraklı bakışları içinde koyuldum işe. Sonuç mu?

                        

                                                                        İşte bu :)))
                                                                 Nasıl olmuş sizce?

Şerit halde satılan parlak taşlardan aldım ve harfleri kendim kestim. Üç farklı kurdeleden fiyonklar yaptım, bir kaç nazar boncuğu, biraz sevgi, biraz özen... Sonuç bu :)) Ertesi gün sipariş ettiğimiz buket gelince iyi ki yapmışım dedim. Çünkü hiç içime sinmedi. 

Durum bu işte. Bizim gibi zor durumda kalanlar olursa fikir olması açısından paylaşmak istedim :)

Görüşmek üzere, huzurla kalın :)
     

Bir Tanemiz Bir Yaşında

Eveeeetttt başlıktan da anladığınız üzere Aylin Zeynep 18 Ağustos 2013 itibari ile bir yaşında. 

Ee kutlamalar niye böyle erken diyeceksiniz. Biz henüz bayram tatilini bitiremedik ve hafta sonuna kadar Tosya'dayız. Hal böyle olunca Aylin Zeynepin doğum gününde yolda olacağız ve istanbulda hayal ettiğim doğum günü partisini yapamayacağız. Bunun için üzüldüğümü gören sevgili kardeşlerim eşimle bir olup bana bir güzellik yapmışlar ve 13 Ağustos akşamı Aylin zeynep için sürpriz bir doğum günü partisi hazırlamışlar. Ben annemleri alıp dışarı çıkacağımızı zannederken eve bir girdik, baktım ki salon süslenmiş, pastalar yapılmış. Nasıl mutlu oldum anlatamam 

                    

                    

                       Zeynep'in yerine ben üfledim mumu. Zira o eliyle söndürmeye çalıştı :))

                    

                                         Sonra da kendi tarzıyla pastasını kesti :)))

Evet hayalimdeki doğum günü partisini yapamadım ama bu da çok güzel oldu. Teşekkür ederiz teyzeleri Asuman ve Merve. Benim teyzem olmadığı için bilmiyordum ama artık anladım ki teyzen varsa çok şanslısın :)))

Görüşmek üzere, huzurla kalın :))
 
   
    

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Aylin Zeynep'imizin Saçı Kesildi

Malumunuz uzun zamandır yazmıyorum. Yazacak ve anlatacak o kadar çok şey birikti ki nerden başlayacağımı bilemedim :))

Baya bir süre Ramazan bayramından parça parça notlar yazacağım zannediyorum. Kısa süreye çok şey sıkıştırmaya çalışınca dolu dolu geçiyor çünkü. 

Efendim bilenler bilir ben Aylin Zeynepin bütün önemli anlarını not ediyorum bir deftere. Kimisini sizlerle paylaşıyorum, kimisini paylaşmıyorum. Bu defa paylaşmak istedim. Bayram tatilinde kızımız Aylin Zeynep için bir ilk daha yaşandı ve 06.08.13 tarihinde ilk defa saçları kesildi. Bir yaşına merdiven dayamasına rağmen ilk defa kesildi saçları. Çünkü kele yakın doğdu kızımız :))) Sizlerde bilirsiniz ki normalde şimdiye kadar saçları çoktaaannn kesilip, tartılıp, zekatının dağıtılması gerekiyordu. Ama napalım olsa dükkan sizin, yoktu saçımız :))) 
   
                           

                                               İşte miniğimizin ilk kesilen saçı. Azıcık :))

Allahım inşallah hepimize yavrularımızın daha güzel ilklerini yaşatır. Hepsinin mutlu, güzel, hayırlı günlerini gösterir. 

Bu arada herkesin geçmiş bayramı mübarek olsun. Görüşmek üzere. Huzurla kalın :)

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Bayram Çikolataları LÖSEVden

Merhabalaaaar,

Uzun zamandır yazamıyorum. Zaten herşey çok yoğunken Ramazan rehaveti de üstüne gelince ilk boşlanan yer blog oldu maalesef. Ama anlatacak o kadar çok şey birikti ki, bayramda da birikecek. Dolu dolu döneceğim inşallah.

Bayram tatili yaklaşıyor. Hatta bu gün bizim için başlıyor. Öğleden sonra Abbas yolcu :))

Malumunuz çoğumuz memleketlerimize gideceğiz. Zaten aileleriyle aynı şehirde yaşayanlar Bayram ziyaretlerini yapacak. Ee elimiz boş gitmeyeceğiz değil mi :)) hal böyleyken yılbaşı öncesinde olduğu gibi küçük bir hatırlatma yapmak istedim. Misafirlerimize ikram edeceğimiz, yada ziyarete giderken beraberimizde götüreceğimiz çikolataları LÖSEV yararına satış yapan ISPANAK dan seçelim lütfen. Kim bilir bu güzel vakfa yapacağımız küçük katkıyla bir çocuğumuzun evine de Bayram gelir belki.

Herkese iyi bayramlar

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Kürk Kaban Yakasından Portföy Yapımı

Ben maalesef hiç bir şeyi atamam. Bundan birşey yaparım diye herşeyi tutar sonra da birşeylere dönüştürüveririm. Artık çevremdeki herkes bu huyuma o kadar alıştı ki kayınvalidem bile hediye paketlerinden çıkan kurdeleleri biriktirip sen bunları değerlendirirsin diye getiriyor. Huyum iyi mi kötü mü bilmiyorum ama ben çok eğleniyorum. 

Daha önce paylaştığım hamile pantolonu yapımı çok ilgi görmüştü. Halen her gün en çok tık alan yazım olma ünvanını sürdürüyor :)  Baktım bu projelerim ve fikirlerim birikiyor, Zeynep uyurken yapabildiklerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim. 

Aslında bu proje benim geçtiğimiz kış öncesi yaptığım bir çalışmaydı. paylaşmak şimdiye nasip oldu. Malumunuz yaz başında elbise dolaplarını şöyle bir gözden geçirdik. Atılacakları attık, verilecekleri verdik, değerlendirilecekleri değerlendirdik. Geçtiğimiz yaz bu değişimler esnasında elime daha önce attığım kabanımın kürk yakası geçti. Atmaya kıyamadım, kabanı çoktan gitmişti bile. Ne yapsam ne yapsam derken, evirdim çevirdiiim ve işte portföy oluverdi kendileri :))

                          

Renk siyah olduğu için fotoğraf güzel olmadı. Anlaşılır çıkmadı. Ama çok basit, ben kısaca anlatayım. Yakanın iki köşesini birbiri üzerine bindirdim. Boyna gelen kısmı üst taraf olarak kullandım ve ağzına elde fermuar diktim. Yine alt tarafını da elimde sıkıca diktim. Astarlı olduğu için herhangi bir astarlama işlemine gerek kalmadı. Tüylü yapıdan dolayı birbiri üzerine bildirdiğim kısımda pek göze çarpmadı. Ama ben hem inci takıyla kullanacağım için hem de ek yeri belli olmasın diye inciyle süsledim. Siz kıyafetinize uygun bir broşla da süsleyebilirsiniz. Size kalmış. 

Yazın bu sıcağında pek keyif veren bir çalışma olmayacağı kesin. Ama yaz çabuk geçer kışa hazır olun derim :)))

Yeni paylaşımlarda görüşmek üzere :))

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Design By Yasemin CORCOR - Markam Doğuyor

Yakın çevrem bilir, uzun zamandır en büyük hayalim kendi markamı yapmak. Tekstil ve hazır giyim konusunda aldığım eğitimi çok güzel bir iş tecrübesiyle taçlandırdım. Konumum gereği imalatı da tasarımı da yakından gördüm. Bilmeyenler için anlatayım. İki yıl BGN markasının imalat koordinatörlüğünü yaptım. İyi bir markanın ürününün daha kağıt üzerinden mağazaya inene kadar hangi aşamalardan geçtiğini en yakından tecrübe ettim. Son derece tecrübeli insanlarla çalışma fırsatı yakaladım. Bütün bunlar yeni mezun bir çömez için paha biçilemezdi. Bir kez daha bana emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Özel nedenlerden dolayı işimden ayrılmak zorunda kaldım. Başta sağlık problemleri olmak üzere başka özel nedenlerden dolayı da çalışma hayatına geri dönemedim. Ama boş durmadım. Çalışırken de sürdürdüğüm yüksek lisansımı bitirdim. Şimdi ise doktorayı kestirdim gözüme. Sıcağı sıcağına devam etsem en güzeliydi aslında ama o dönem biraz olsun dinlenmeye ihtiyacım vardı. Çünkü gerçekten psikolojik olarak kendimi çok yorgun hissediyordum. 

Şu günlerde rehavet havasını attım üzerimden. Kızımı kucağıma aldıktan sonra yorgunluk ve yoğunlukla bir hayli değişen hayatımızda tökezlemeler yaşadığım doğrudur. Ama artık birbirimize de bu yorgunluk ve yoğunluğa da alıştık ve hayatımızı düzene koyduk inş. Allah bir dert keder vermezse artık planlarıma ve hayallerime yoğunlaşma zamanıdır.

Yukarıda da söylediğim gibi kendi markamı yapmak okul yıllarımdan beri en büyük hayalim. Ama bir sürü nedenden dolayı nasip olmadı şimdiye kadar. Siz de tahmin edersiniz ki kolay değil bu işler. Maddi imkanla birlikte çok fazla emeğe ihtiyaç var. Aslında bu yaz için markamı ticari olarak resmileştirmeyi ve kendi kuracağım bir internet sitesi üzerinden satışa sunmayı planlıyordum. Bunun için başlangıçta on parçalık bir koleksiyon düşündüm. Düşündüm evet ama maalesef o kadar detaylı düşündüm ki herşeyi. Herşey kusursuz olmalı diye diye kaç gece uykusuz kaldım anlatamam. Tecrübelerimden faydalanarak büyük bir markanın ürünü hangi aşamalardan geçiyor ve hangi standartlarda oluyorsa Yasemin CORCOR markası da öyle olmalı dedim, didindim durdum. 

Bir deneme koleksiyonu olacağı için fazla riske giremezdim. Riskden kastım maddi risk. Adetleri çok yüksek tutamaz dolayısıyla fazlaca stok bulunduramazdım. Bu nedenle imalatçıdan kumaş edinmek imkansızlaşıyordu. Bir toptancıdan kumaş aldığınızda da ne onun karışımına ne testlerine ne de bakım talimatlarına ulaşamıyorsunuz. Günlerce kumaşçılarla konuştum derdimi anlatmaya çalıştım, anlatamadım, anlamadılar. Burda anlatmaya zamanımın yetmeyeceği bir sürü daha detayla uğraştım durdum aylardır.

Oturup düşünmeye karar verdim. Dedim ki kendime 'aylardır herşey mükemmel olsun diye uğraşıyorsun. Sonuç? Bir hiç. Mükemmel olma derdini bırak. Başlayabildiğin yerden, en dipten, şu an en yapabildiğin haliyle başla. Zaten niyetin en iyisini yapmak olunca zamanla da yol seni buraya götürecek' kendime söylediklerim mantıklı geldi. Hatta dedim koleksiyonu falan da bırak. Yapabildiğinle başla, bir modelle, bir aksesuarla. Bir kaç parçayla. 

Ben de biraz çekingenlik de var. Yaptığım şeyleri ortada gerine gerine anlatmayı, övünmeyi beceremem. Yaptığım işleri satmayı da öyle. Fotoğrafları çektim. İnanın bana haftalarca bekledim. Evirdim çevirdim, olduramadım. Cesaret edip paylaşamadım. Bir gün yaptığım gömleği giydim ve dışarı çıktım. İlk başta bir arkadaşımın bakışı cesaret verdi bana. Beğenerek baktı ve bundan sonra dikkat ettiğimde insanların da beğenerek baktıklarını farkettim. Cesaret geldi instagram da paylaştım. Kardeşlerim Facebook da paylaşmış. Güzel tepkiler alınca tamam dedim. Cesaretini topla Yasemin. 

                             

İşte o model. Asucc nin atölyesinde üretildi. Asucc Design deyince dikim kalitesini anlatmama gerek yok bilen bilir zaten :))

Şu an markamı tescil ettirme ve resmi olarak iş yerimi açma konusunda çalışmalarımı sürdürüyorum. Umarım muvaffak olurum ve bu güzel haberi de paylaşırım sizlerle. 

Şimdilik bu kadar. Yorumlarınızı, eleştirilerinizi bekliyorum. Model hakkında bilgi almak için lütfen yasemincorcor@hotmail.com adresinden iletişime geçin

Görüşmek üzere


    

16 Haziran 2013 Pazar

Bu Gün Babalar Günü Diye Buruk İçimiz :((

Baban giderse;
Başı dumanlı dağın gider
Atan gider, sırtın gider
İki kapılı bu handa
Menzile erişen yolun gider
Baban giderse
Darda yetişen elin gider
Aklın gider , canın gider
Şu dağlanmış yüreğinde
Çoçuk kalan yanın gider
Baban giderse
Öpülecek elin gider
Bayram gider...

Bir kaç yıl önce babasını kaybeden bir arkadaşım facebook da bu şiiri paylaşmış. İçim bir cız etti ki anlatamam. Çünkü biz bu gün bu şiirde yazanları derinden yaşıyoruz. Bu gün eşimin ilk babalar günü. Ama babasız geçirdiği ilk babalar günü de aynı zamanda. Hiçbir şey söylemiyor ama kalbindeki yangını tahmin edebiliyorum. Babalar gününü bile kutlamadık acısı artmasın diye. Allah babasıyla birlikte çocuk yanını kaybetmiş herkese yardım etsin. 

İşte biz bu gün böyle bir hal içindeyiz. Babalarınıza sarılır, sıkıca sarılın. Hayatta herşeydin kıymetini yanımızdayken bilelim inş.

Huzurla kalın

30 Mayıs 2013 Perşembe

Gezi Parkı Derdi Düştü İçime Gece Gece

Benim gençliğim Gezi Parkında falan geçmedi. Taksim'e senede iki defa bile düşmez yolun. Düşünün artık o kadar bihaberim. Gezi Parkı'na gittim mi gitmedim mi onu bile hatırlamıyorum. 

Oraya ne yapılacak bilmiyorum. O deniyor bu deniyor. Ama ensesi kalın birine peşkeş çekildiğinden de adım kadar eminim. Çıkar yakında kokusu.

Bu yazdıklarımın AKP karşıtlığımla falanda bir ilgisi yok. Yani tabiki sevmem kendilerimi ama sadece sevmediğim için yazmıyorum. Objektif bakıyorum olaya.

Benim bildiğim, gördüğüm tek şey var bu konuda o da "ağaçlar" istanbulun, artık nefes alınamayan beton yığını istanbulun tam ortasındaki "ağaçlar"

Benim dinim der ki ağaçta can. Cana kıymak günah. Bu can ağaç da olsa, ot da, böcek de, güüünahh. Sizin dilinizden düşürmediğiniz dindarlığınız var halbuki, siz bizden her zamanki gibi daha iyi bilirsiniz !!!!!

Artık kabul edin. Her şey sizin istediğiniz gibi, sizin görmek istediğiniz gibi, sizin paşa gönlünüzün dilediği gibi olamaz. Bu anlam verilemez bir ego. Ben de Türkiye'nin yüzde ellisi gibi hazmedemiyorum bunu.

26 Mayıs 2013 Pazar

Uykusuzluk Depresyonu ve Nefiiiiisss Tarçınlı Kurabiye

Son günlerde harap ve bitik bir haldeyim. Aylin Zeynep'in uyku düzeni iyice bozuldu. İlk aylarda bu günleri ararsın demişlerdi de hadi ordan deyip inanmamıştım. Bütün bir gece toplamda bir saat sırtım yatağa değmeden bitip gidiyor. Sürekli uyanıyor. Derdi açlık falan da değil, kucağımda uyumak. Kucağımda horul horul uyuyor, yerine bırakıyorum ben daha yastığa başımı koymadan o beşiğin parmaklıklarına tırmanmış oluyor. Ne yalan söyleyeyim bazı geceler artık çok sinirleniyorum. Bunu söylemekten utanıyorum ama azarladığım bile oluyor. Sonrada vicdan azabı içimi kemiriyor. Çoğu zaman eşim sağolsun alıp salona götürüyor da ben 15-20 dk dinleniyorum. Fazlasına da izin vermiyor hanım efendi. Cızırtıdan uyutmuyor zaten :)) Gündüz uykusu desen o da baştan beri yok. O uyuduğu zamanlarda da yapılacak başka işler var.

Bütün bunların kurabiye ile ne alakası var derseniz, uzun iç döküşüm bittikten sonra bu paragrafın sonunda konuyu oraya bağlayacağım inş :))) Benim uykusuzluk olayı derinleşti, bu aşırı halsizliğe yol açtı, 'bahar geldi geçti yaz geldi ben bir derin temizlik yapamadım' düşüncesi uyuyabileceğim kısa anlarda beynimi iyiden iyiye kemirmeye başladı, bütün bunların acısı itina ile dırdır yapılarak düzenli olarak eşten çıkarılma alışkanlığına dönüşütü derkeeeenn annem baktı ki bütün bunlar beni depresyon kayığında mehtaba çıkartmaya başlıyor duruma el koydu. Yaklaşık 10 gündür bizde. 

Sabah 7 de kalkan Zeynep'i beni uyandırmadan odadan çıkartıyor. Yaklaşık 10 gün öncesine kadar hayaldi ama ben kendi kendime uyanıyorum. Çocuksuzlar gülmeyin. Başınıza gelince ne büyük bir lüks olduğunu anlayacaksınız. Yediriyor, giydiriyor, gezdiriyor. Temizlik olayını da halletti. Yemekleri söylememe gerek yok. Yani anlayacağınız bende birinin çocuğu olma lüksünü sonuna kadar yaşıyorum şu günlerde. 

Durum böyle olunca harcayamadığım enerjiler fazla geldi. Bütün kış aklımda olan ve bir türlü deneyemediğim kurabiyeler için işe koyuldum. Tarif yine tabiki Hayat Cafe Tarifleri 'inden. Artık hiç düşünmeden deniyorum, çünkü ne denediysem tuttu diyebilirim. 

                             

Tarif kolay, malzemeler basit, sonuç mükemmel :))

  • 180 gr tereyağ ( oda sıcaklığında ) [ben margarin kullandım, bütün malzemeleri hazırladıktan sonra tartımın bozulduğunu anladım ama yılmadım :)) ]
  • 1 buçuk su bardağı pudra şekeri ( 200 ml bardak ve tatlı sevmiyorsanız 2 yemek kaşığı daha az kullanabilirsiniz )
  • 1 yumurta
  • 1 buçuk çay bardağı buğday nişastası
  • 1  buçuk tepeleme çay kaşığı tarçın [ben hızımı alamadım gözüm doymadı 2-3 çay kaşığı oldu sanırım ]
  • 1 pk vanilya [herzamanki gibi vanilyam yoktu, nedense hep unutuyorum ve sürekli eksik malzeme garibim]
  • 1 silme çay kaşığı karbonat
  • Aldığı kadar un

Yapılışı için yukarıda verdiğim bağlantıdan girip bakabilirsiniz. Böylelikle diğer güzel lezzetleri de keşfedersiniz :)) 

Ben anlatılandan daha ince açtım hamuru, bisküvi gibi oldu. Pişerken mutfağı saran güzel kokudan bahsetmeme gerek yok sanırım :))) 

İşte böyle, gece gece benden bu kadar :))

Görüşmek üzere, huzurla kalın

21 Mayıs 2013 Salı

Günün Şiiri Özdemir Asaf'tan Gelsin

"Ben" kattım sana biraz,
Öyle sevdim seni...
Çünkü sen de bensiz;
O kadar güzel değilsin hani...


9 Mayıs 2013 Perşembe

Çoook Sevimli Ahşap Aksesuarlar Keşfettim Etsy'de

Merhabalar;

Malumunuz bundan bir kaç yazı önce etsy de bir dükkan açtığımı duyurmuştum sizlere. Ben yeni satış yapmaya başlamama rağmen yıllardır etsy'i takip ederim. Çok orijinal ürünlere ve tasarımlara rastgeliyorum. Ama bu defa o kadar tatlı bir dükkanları karşılaştım ki paylaşmadan edemedim sizlerle. Bu dükkanın adı TheTwentyFingers Çok sevimli ahşap ürünler sergiliyorlar. Bak bak doyamadım. Bir kaç tanesini de sizler için seçtim. 


            Bu yaka kolyeye bayıldım. Yaka modasına uyanlar bir de bunu denesin derim :))


                             Ya bu tokaya ne demeli. İkisi de yaz için ideal


Bir de bu sevimli şeylere bakın. Kullanılacak onlarca yer geldi aklıma.

Genelde bu tip tasarım ürünlerin fiyatları uçuk olur ama bunların fiyatları gayet uygun geldi bana. 

Görüşmek üzere:))




7 Mayıs 2013 Salı

Yavru Kuşumla Aysha Dergisindeyiz :))

Malumunuz bu pazar anneler günü. Bu nedenle Aysha Dergi'si biz annelere bir güzellik yaptı. İnstagram ve twitter da #annemleaysha etiketiyle yayınlanan fotograflara Mayıs sayısında yer verdi. Ben dururmuyum? Tabiki durmadım. Yavru kuşumla en sevdiğim iki fotoğrafımı gönderdim. İlk anneler günüm için çok güzel bir hatıra oldu bana da :))


Aysha dergisine teşekkürler :))

Görüşmek üzere, huzurla kalın


5 Mayıs 2013 Pazar

Günün Şiiri Nazım Hikmet'ten Gelsin

Birgün belirsizlik çalar kapını.
Benli dünleri düşünür, avunursun...
Sanma ki yalanlar içinde,
Ben gibi bir doğru bulursun!

Nazım Hikmet Ran


Hayatınızdaki doğruların kıymetini bildiğiniz ve kıymetinizin bilindiği mutlu pazarlar diliyorum...!

29 Nisan 2013 Pazartesi

Bahar Gelmiş Hoş Gelmiş

Bahar (yoksa yaz mı demeliyim bilemedim) hoş geldi, içimize neşe getirdi :)) 

Malum geçtiğimiz hafta salı günü Bayram nedeniyle tatildi. Bizde bu tatili fırsat bilip pazartesiyi de tatil ilan ettik, hafta sonuyla da birleşince hoooooppp düştük yollara. Ailemi yılbaşından beri görmüyordum. Benim için tam bir Bayram oldu anlayacağınız. Çocuklar gibi şendim :))


Bahar gelmiş gelmesine de İstanbul'un gel gitli havasında bir apartman dairesine sıkışınca bu gelişten benim haberim olmamış. Evimizin bahçesindeki elma ağacı çiçek açmış. Yıllar var ki çiçek açmış bir elma ağacı görmemiştim. Bu görüntü beni çoşturdu :))


Annemin hercaillerine bir bakın, ne güzeller değil mi?

Bunlar kısa tatilimden instagram da paylaştığım fotoğraflar. Dilerseniz beni orda yasmincc_ isminden takip edebilirsiniz

NOT: Daha anlatacak çok şey, göstereceğim çok fotoğraf vardı yalnız fotoları bloger uygulamadan yükleyip düzenlemeleri safariden yaptığım için yazdıklarım 3-4 kere silindi. Aynı cümleleri tekrar tekrar yazmak sıktı beni şu an. İpadden rahatlıkla foto yükleyip, düzenlemelerini yapıp bir şeyler yazabileceğim bir kolaylık arıyorum. Bu işe bir çözüm bulan varsa lütfen paylaşsın benimle.

Görüşmek üzere, huzurla kalın :))

18 Nisan 2013 Perşembe

Etsy de Dükkan Açtım Dostlar, Bi Çayımızı İçmeye Bekleriz :))

Merhabalar;

Uzun zamandır yokum, özledim yazmayı. Aslında yazıyorum ama bloga değil. Bahardanmıdır bilmem biraz iç dünyama döndüm son zamanlarda. Bir de yorgunluk, bezginlik ki sormayın. Kolumu kaldırmayı canım istemiyor. Son günlerin yoğunluğu da işin içine girince blog falan hayal oldu. Şimdi yazmaya başladığımda farkettim ki ben herkesi birden mutlu etmeye çalışırken kendi kaybolanlardanım.

Bunun yanında dün blogda son üç dört sayfaya baktım, baktım ki ne göreyim ben hep yemek tarifi falan vermişim. Baştan takip etmeyen, öylesine girip bakan biri der ki bu bir tarif blogu. Yok sayın takipçi, böyle bir durum yok. Burası tamamen kışı "varlığım Zeynep'in varlığına armağan olsun" modunda geçiren taze bir annenin blogudur. Tamam yemek yapmayı bilirim ama öyle tarif verecek ustalıkta falan değil. Üstatlara ayıp olmasın. Kışın küçük bir bebekle evden çıkamayıp sosyal hayattan sıyrılınca kendimi yemek yapmaya, e yazacak mevzu bulamayıncada bunları yazmaya başladım o kadar :)))

Gelgelelim son zamanlarda neler yaptığıma. Evet blogu çok boşladım çünkü son günlerde etsy'ye sardım. Bilenler biliyor zaten de bilmeyenler için etsy bildiğim kadarıyla Amerikan kaynaklı bizim pasaj'a benzer bir site. Ama tabi çok daha profesyonel ve dünya çapında. Dünyanın dört tarafından insanlar el emeği ve vintage ürünleri satıyor. Ben de uzun zamandır üyeyim. Fakat satma eylemine henüz başlamamıştım. Geçtiğimiz kış bir ürün ekleyerek deneme yaptım sonrada unutup gittim. Bu sefer zeynep den vakit bulduğum kadarıyla daha da ciddiye alıyorum. Ama bir sürü eksik var daha. Banner hazırlanacak, tanıtım yazıları yazılacak, kendimi tanıtma faaliyetlerine girişilecek. Yani daha çok iş var :)







Daha önce yasminccshop da gördüğünüz ürünler orda da var. Ama yeni olan bu fotoğraftaki kendi tasarımım eldivenler. Devamı gelecek. Çalışmalarım sürüyor. Bir çok kişi gördü, hediye ettiklerim oldu, çok beğenildi. Bakalım etsy'deki durumu ne olacak.

Merak edenler yasmincc.etsy.com adresinden daha yeni yeni şekillenmekde olan dükkanımı ziyaret edebilirler. Yasminccshop da ürünlerime yorum yazabilirler. Ben de bunlara sahip olmak istiyorum derlerse Türkiye için başka bir fiyat da yardımcı olurum :)) yasminccblog@hotmail.com adresine mail atabilirler.

Görüşmek üzere, huzurla kalın

16 Nisan 2013 Salı

LC Waikiki Reklamının Bana Düşündürdükleri :))

Şüphesiz ki son günlerin en çok konuşulan reklamını LC Waikiki yaptı. Son yıllarda LC Waikiki reklam vermiyormuydu yoksa benim mi dikkatimi çekmiyordu bilmiyorum. Ama bu sefer uzun uzun reklam vererek paraya da kıymış, konuşulan bir reklam yaparak da dikkatleri üzerine çekmiş görünüyor. Pek çok blogda da "Mehmet Günsür ve Gülse Birsel LC Waikiki'nin Reklam Yüzü Oldu!" başlığıyla yazılar yazılarak reklam kampanyası internet ortamında da sürdürülüyor.

Gülse Birsel hayranı biri olarak onu dizi dışında bir yerde görmek hoşuma gitti. Görüyorum ki Mehmet Günsür'ün reklamda oynaması da genç kızların işine geldi. Reklam çıkınca hayran hayran ekrana kilitlenip kalıyorlar. Lakin ne yalan söyleyeyim reklamı izlerken ve anlattıklarını dinlerken ikisinin de LC den giyindiği ihtimalini düşünmek bile bende "tabi tabi" içerikli bir gülümseme uyandırıyor. Geçenlerde kardeşimle sohbet edeken Mehmet Günsür arabasını kendi yıkıyor olsaydı, Gülse Birsel de temizliğini kendi yapıyor olsaydı belki giyerlerdi dedik. Bence haklıydık da. Ya sizce?

Mehmet Günsür'ün bahsettiği çizgi LC den geçer mi yada Gülse Birsel aynanın karşısına geçtiğinde kendine yakıştırır mı bilinmez. Ama kesin olan bir şey varsa o da reklamın amacına ulaştığıdır. Bakın Şekil 1'e konuşturdu kendinden :)))))

Görüşmek üzere :))

3 Nisan 2013 Çarşamba

Anne - Kız Mevlit Kıyafetimiz

Bu akşam ev ahalisi Cimbomumun maçını izlemeye gitti. Bense Aylin Zeynep'i uyutmak için evde kaldım. Şimdilik uyudu gibi. Son günlerde uyku problemi yaşıyoruz. Gece bir saatte altı-yedi defa kalktığı oluyor. İsyanlardayım :(( Bu yazıyı da kaç kere bölecek merak ediyorum.

Aylin Zeynep uyumuşken ben de biraz bloguma göz atayım dedim. Taslaklarda ne var ne yok diye bakarken Kurban bayramı dönüşü büyük bir heyecanla hazırladığım Zeynep'in mevlit yazısına rastladım. Mevlitten tam bir hafta sonra yaşadığımız üzüntü malum. O üzüntüyle unutulup gitti o güzel günler de, onları paylaşmak da. O yazının tamamını değil ama bir kısmını paylaşmak bu güne kısmetmiş.

Rahmetli Ali Babam memleketimizde kurban bayramının son günü Zeynep için bir Mevlit yaptı. Bir salonda yaklaşık 100-150 konuğun katılımıyla Zeynep'imize güzel dualar edildi. O telaşla kimse davetin ayrıntılarını fotoğraflamamış. Bunu sonradan anladık :)) Mevlitten geriye kalan tek ayrıntı kıyafetlerimiz oldu :))


Doğumdan çok önce aslında karar vermiştim bebişime ne giydireceğime. Kızımla takım giyinmek konusunda da ısrarlıydım. Bebişim tütü giymeliydi, pırıltılı bir hırkası olmalıydı, kelebek kadar narin olduğu için kanatları olup onu simgelemeliydi. Derken böyle bir şey çıktı ortaya. Bolero anneciğimin ellerinden çıktı yine :)


Bende kızımla takım giymeliyim ısrarlarım sürünce böyle masaldan fırlamış gibi dolaştım ortalarda. Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben çok eğlendim. 

Her ne kadar çok önceden ne giyeceğimizi kafamda tasarlamış olsamda doğumdan önce bunları dikmem ölçüler ortada olmadığı için imkansızdı :) Doğumdan sonra da lohusa halimle altından kalkamazdım. E tabiki ne oldu Asuccdesign 'e düştü iş. Sağolsun bütün hayallerimi fazlasıyla hayata geçirdi. Yoruldu ama değdi. Kendisini Facebook sayfasından da takip edebilirsiniz. Gerçi şu anda işini Kastamonu'da sürdürüyor ama siparişlerin durumuna göre belli dönemlerde istanbula da geliyor.

Sevgili takipçi, bana güzel anılarımı seninle paylaşma fırsatı verdiğin için teşekkürler :))

Not: Yazı Zeynep tarafından tam dört kere bölündü. İmla hatası, cümle düşüklüğü, konudan konuya geçiş, yazının gidişatında yada mantığında bir yamukluk varsa lütfen kusura bakmayın. Kontrol için okuyamıyorum. Çünkü yayınla butonuna bastım bastım, basmadım bir daha öyle bir şansım olmayabilir :))

Haydi ben kaçtım. Görüşmek üzere

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kriiiiiiiiiizzzzz...Size Bir Sorum Olacak

Eyy blog alemi kriiiiiiiiiizzzzzz.......size bir sorum olacak....!!

Sizin evinize gelecek olan bir misafir geleceğini, size değilde evinizde misafir olan birine bildirirse sizde buna sinir olur musunuz? Yoksa bir ben miyim buna takan?

Olayı biraz daha açayım. Birinin annesi bebeğimi görmeye gelmek istiyormuş. Ben de aynı ortamdayken gitmiş kayınvalideme "annemler bu hafta içi birgün Zeynep'i görmeye gelmek istiyorlar ne gün gelsinler" diyor. Kayınvalidem de sağolsun "ben bilmiyorum Yasemin'e soralım" deyip bana soruyor. Arkasından yine kayınvalideme dönüp gelecek misafirin kimler olduğu bilgisini veriyor bana sen kimsin der gibi. Tamam kayınvalidem misafir sayılmaz ama ev sahibi olan ben varken ortamda, bana soylenmemesi uygun mu sizce. O kadar üzüldüm o kadar takıldım ki anlatamam. Üstelik bu aynı insan tarafından bana yapılan ilk saygısızlık değil.

Şimdi işin içinden çıkamadığım bir durum var. Bu ilk saygısızlık olmadığı için ben mi fazla takıldım yoksa takılmakta yerden göğe kadar haklımıyım? Psikolojim allak bullak oldu son günlerde bu tip insanlar yüzünden. Şu an hissettiğim tek şey bunu birileriyle paylaşırsam hafifleyecek olması ve fikir almak istememdi, yapıyorum.

Belki bu yazdıklarımı görecekler, belki kızacaklar, belki başıma daha büyük problemler açılacak ama bunu yazıyor olmakta yerden göğe kadar haklı olduğumu düşünüyorum şu an. Ya sizce? Haydin blog alemi, allak bullak psikolojime bi el atın. İşin eğrisi doğrusu hakkında farklı bi gözden yardım edin, akıl verin

14 Şubat 2013 Perşembe

Bana Göre Aşk Başka Artık

Yirmiyedi yaşındayım. Şimdiye kadar hiç sevgililer günü kutlamadım ben. Çünkü öyle sevgililer günü kutlayacak bir sevgilim falan olmadı. Dolayısıyla kalp yastıklarım, üzerinde seni seviyorum yazan ayılarım falan da olmadı hiç :) İlk defa sevgililer gününde çiçek aldığımda nişanlıydım mesela. Onda da bir hafta önceden dalgasını geçmeye başlamıştım. Tüketim çılgınlığı günü olduğundan girip liseli işi olduğundan çıkmıştım. Çenem durmaz ki adamın bişey yapacağı varsa da soğuttum anlayacağınız. Zaten özel gün kutlamaya pek meraklı biri olmadığını göz önünde bulunduracak olursak benim çeneme karşılık insaflı bile davranmış :))

Bunun yanında duygularını çok uç noktalarda yaşayan bir insanım ben. Hüzünlerim de büyüktür benim sevinçlerimde. Kocaman aşklarım oldu benim mesela. Aileme duyduğum aşk, okuluma duyduğum, sonra İstanbul'a duyduğum aşk, kitaplarıma, cümlelere, şiirlere, Attila İlhan'a mesela, kumaşlara, renklere....Aşkımın en son sürümü kocama duyduğum aşk.

Aşk dedim bir çok şeye bilmeden, sevgi dedim, tutku dedim. Onsuz yaşamamam dediğim şeyler oldu. Taki kendi canımı, kendi kanımı kucağıma alana kokusunu içime çekene kadar. Bu yıl sevgililer günü bütün yıllardan anlamlı benim için. Çünkü bu yıl bütün yıllardan daha çok sevgiyle, aşkla, tutkuya dolu kalbim. Minik Zeynep'imle dolu bütün hücrelerim. Altı aydır her gün sevgi günü benim için.

Sevgililer gününüz kutlu olsun

9 Şubat 2013 Cumartesi

Gece Nöbeti Karikatürü

'İlk ateş ilk telaş' başlığıyla Aylin Zeynep'in ilk ateşlenme macerasını yazmıştım. Bu akşamda maceranın diğer serilerini yazıyoruz. Yine ateşi 39. Ama bu akşam 37.5'dayken yakaladım. Yakaladım yakalamasına da pek bir anlamı olmadı. Hemen calpol verdim ama çıkmasına engel olamadım. Baktık 38.5'i gördük hemen doktora koştuk. Allah'tan kan tahlilinde bir şey çıkmadı. Dün gece babası hastalanıp ateşlenmişti ondan geçtiğini düşünüyoruz. Ben de şimdi oturdum saatin üç olmasını ve fitil verebilmeyi bekliyorum elimde ıslak havlularla. Beklerken de uyuyup kalma riskini ortadan kaldırmak için bir nöbet yazısı yazayım dedim. Dün gece ve bu gecenin tatsızlığına inat, günlerdir eşimle birbirimize söyleyip söyleyip güldüğümüz bir karikatürü paylaşmak istedim. Kim yaptıysa yapmış ve bizim evin hallerinden bir kareyi çizivermiş :)) Açılay tarzıyla şöyle dolu dolu bir 'mizahına sağlık' diyelim ve aradan çekilelim



26 Ocak 2013 Cumartesi

Aylin Zeynep Ne Giydi?

Anne olmak çok keyifli ama kız annesi olmak daha bir keyifli sanki. Onu giydirmek süslemek mestediyor beni :))) Dediğim gibi kızımı giydirirken, bir yere yada bir misafire hazırlarken çok keyif alıyorum. Bunun yanında hediye gelen birbirinden güzel birsürü kıyafet var. Onları giydirdiğimde de mutlaka fotoğrafını çekip hediyenin sahibine teşekkür amaçlı gönderiyorum. Hal böyleyken bende dedim ki hem keyfimi blogdan da paylaşayım hemde hediyenin sahiplerine bir de ordan teşekkür etmiş olayım. Böylelikle yeni bir etiket çıkmış oldu ortaya. Bloga da yeni bir renk gelecek inş . Gelelim ilk fotoğraflaraaa :)))




Pantolon: Tuğba halasının hediyesi
Bolero: annem ördü (Mevlütünde de giymişti)


Görüşmek üzere... Huzurla kalın :)

Bilge'den Zarf Var :))

Geçen hafta Safranbolu'dan gelen dayım ve yengemi misafir ettim. Umreye yolcu ettik onları. Uçuşları da Atatürk Hava Limanı'ndan olunca bizede görüşme fırsatı çıktı. Dayımın 9 yaşında çok tatlı bir kızı var. Bilge çok zarif ve düşünceli bir çocuk. Duygularını yazarak ve küçük notlarla ifade etmeyi seviyor. Dayım ve yengemle birlikte aşağıda gördüğünüz zarfı, içinde de sevimli hediyelerini göndermiş. Birdefasında da mutfakta kullandığımız sarı bezi zarf şekline getirip içine de küçük notlar ve hediyeler koyarak göndermişti. Onun bu düşünceli halleri o kadar çok hoşuma gidiyor ki sizlerle paylaşmak istedim.



Sizce de çok tatlı değil mi? Görüşmek üzere...

19 Ocak 2013 Cumartesi

Gece Yarısı Yazısı ve Tarifleri

Dilkaaaattt bu bir gece yarısı yazısıdır. Fotoğraflar gece ışığıyla kurulan cümleler kapanan gözlerle kurulmuştur. Ee gidip doğru bir zamanda yazsaydın derseniz de bende sizi Aylin Zeynep derim :)) Ancak şimdi uyudu da vakit bulabildim:))

Efendim gelelim konuya. Bu gün sohbetinden çok keyif aldığım misafirlerim vardı. Evimde ilk defa ağırlayacağım için heyecanlıydım doğrusu. Çocuklu bir bayan olduğumu göz önünde bulundurarak pasta börek yapımına dünden başladım. Tarif araştırmalarına da bir önceki günden. Zira eve son bir çekidüzen verme işini ancak yapabildim bu sabah.

Özellikle baharatı kurabiyem ve elmalı tartım çok beğenilince bende sizinle paylaşma kararı aldım. Her ikisini de Meliha Çalışkan Hanımın blogu Hayat Cafe Tarifleri'nden aldım. İyiki de almışım. Tam isabet diyeceğim lezzetler yakaladım :))



Meliha Hanım burada kıyır kıyır tuzlu kurabiye başlığıyla vermiş tarifi. Ne yazdıysa doğru tarif için. Başlığı okurken ve özenle çekilmiş fotoğraflara bakarken hayalinizde nasıl bir kurabiye canlanıyorsa aynısını buluyorsunuz. Meliha Hanımın tarifine dilerseniz bakarsınız. Ben ufak tefek değişiklikler yaptım onları yazayım. 
  • 125 gr tereyağı (yumuşak)
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • Yarım çay bardağı sirke
  • 1.5 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı çörekotu (çörek otum yoktu ne alaka diyeceksiniz ama yerine kekik kullandım :)))
  • 1 tatlı kaşığı kırmızıbiber(tepeleme)
  • 1 tatlı kaşığı mahlep (benim mahşerim yoktu ben de mahlepli kabartma tozu kullandım
  • 1 tatlı kaşığı tuz(silme)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 yumurta(beyazı içine sarısı dışına)
  • Aldığı kadar un
Dediğim gibi ayrıntılar için Hayat Cafe Tafirleri :))






Elmalı tartım da Hayat Cafe Tarifleri'nden. Elmalı kurabiyeyi de tartı da çok severim. Ama tart yapmayı ilk defa denedim. Başta korkmuştum ama oda tam istediğim gibi oldu :))






Bu böreğin tarifi de Nesrin Sultan'dan (kendisi annem olur) Bunun içinde 1 su bardağı süt, çeyrek margarin, 1 çay bardağı sıvı yağ ve yumurtadan harç hazırlıyorsunuz. Üç kat yufkadan oluşuyor. Her katta yufkayı harçlar ıslatıp bir kata havuç, bir kata ıspanak, bir kata patates seriyorsunuz. Rulo gibi sardığınız böreği bir gece dolapta bekletip bir parmak elçiliğinde dikilmeyerek pişiriyorsunuz. Dilimlerin üzerine yumurta sürmeyi unutmayın :)) On dakikada hazırlanıyor ve sonuç çok lezzetli.

Devamı da var ama gece gece yeter bu kadar :))
Görüşmek üzere

12 Ocak 2013 Cumartesi

İlk Ateş İlk Telaş

Merhabalar;

O kadar uzun zamandır bir şeyler yazmıyorum ki nasıl başlayacağımı bilemedim :)

Umarım herkesin yeni yılı güzel başlamıştır. Bizim için bol hareketli ve sağlık sorunlarıyla başladı. Malum yılbaşı tatili salı gündü. Eşimin şirketi de pazartesiyi tatil edince bizde düştük memleket yollarına. Yıllar var ki bende yılbaşını ailemle memleketimde geçirmedim. Bu sebeptendir ki fikir bana da cazip geldi. Aslında Aylin Zeynep yollara alışkın bir çocuk. Daha iki aylıkken ikibin kilometreden fazla yol yaptı. İşde bende tam olarak bu cümleye güvendim. Ama bir ayrıntıyı atladım. Zeynep artık 4.5 aylık ve pusetinde oturmak istemiyor. Güvenli olmayacağını düşündüğüm için kucağıma almak istemediğimde de bas bas bağırıyor. Bu nedenle benzin almak için durduğumuzda bir kaç defa arabadan indirdim. Hava değişikliği de malum. Çarşamba günüde yıkadığım için gece sıkı sıkı giydirdim yatırdım. Gece kalktığımda el süremiyordum yavrucuğuma. Bir ölçtüm ateşini 39.3 Aklım gitti o an. Acemilik ya ne yapacağımızı bilemedik. Gecenin ikisi apar topar hastaneye. Bir fitil verdiler yarım saatte düştü. Ertesi gün tekrar yükseldi. Doktordu tahlillerdi derken iki gün çocuk sağlığı bölümünün demirbaşı olduk. Allah'tan bir şey çıkmadı. Ama üzüntü koşuşturma derken ben kaptım hapı. Bir haftadır gribim. E dolayısıyla bebişimde benim yüzümden bitkin. Anlayacağınız sürünüyoruz :)

Gel gelelim ikinci konuya :))) Efendim ben Zeynep'i akşam sekizde yatırıyorum dokuza doğru uyuyor meleğim. Ben de eğer yarın için yemeğimi ayarlamışsam, ütüydü zırttı bırttı işlerim yoksa kendime biraz zaman ayırıyorum. Yada ayırıyormuş gibi yapıyorum diyelim. Tam bir çayımı kahvemi elime alıp  bi kitabımı okuyacağım tv seyredeceğim ama yok bi ses mi duydum, yoksa uyandı mı, ayy dur bi bakışta geleyim derken bütün gecem koridorda geçiyor. Daha önce telsiz almak istemiyordum çünkü gözümle görmeden rahat edemiyordum. Acayip şekilde pinpirikli hale geldim. Başka bir yazıda anlatırım bu konuyu şimdi girersem çıkamam. Ama bu hastalıklar vesile oldu ve geleneksel koridor turlarıma bir son vermem gerektiğine karar kıldım. E-bebek.com dan tıklarsanız göreceğiniz modeli satın aldım. 3'ünde saat 23 gibi sipariş verdim ve 5inde öğlen elimdeydi. Ayrıca kargo takibim konusunda bir sorun yaşadım onada hemen cevap verdiler. Çok memnun kaldım. Telsize gelince. Şimdiye kadar almadığıma yanarım. Hassasiyeti yükselttim nefes alıp verdiğini bile duyuyorum. Hareketler artınca uyanmadan duruma el koyuyorum. Çok memnunum tavsiye ederim :))





Bu oyuncağı adı çıngıraklı kız olur :)) kızımın kendinden 21 gün küçük arkadaşı Ecem hediye getirdi. Kendisi çok yakın dostlarımızın 4 aylık kızı olur. Bir görseniz çoook şeker. İlk bakışta anlamsız bir oyuncak gibi duruyor. Kutu kısmı be kanatlarının ses çıkarması çok ilgisini çekti kızımın. Ayrıca çiçeğinide ekip etinden sütünden faydalanıyor. Özellikle dışarda çok işe yarıyor. Pusete tutturunca yere de atamıyor. Bunuda tavsiye ederim :))) Yazının başlığı tavsiyeler olmalıymış. Neyse bizden bu kadar şimdilik.

Sağlıcakla kalın. Görüşmek üzere.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Yumuşayan Hurmaları Kurtarma Operasyonu

Annemin klasiklerinden bir koli hafta sonu evimize teşrif etti. Kolide ne ararsan var herzamanki gibi. Ama bu sefer büyük bölümünü hurmalar kaplamış. Hani şu ismi hakkında bir çok rivayet bulunan turuncu hurma, Trabzon hurması yada Japon hurmasında denilen hurmadan. Ben doğrusunun tam olarak hangisi olduğunu bilmediğim için kısaca hurma diyorum :)) Garibanlar 450 km yol gelince yumuşayıvermişler tabi. Ben de bunları ziyan etmeden ne yapsam ne yapsam diye düşünürken tatlı taklidi yapan bir meyve sunumu haline geldi kendileri.




Geçenlerde TV'de dolaşırken Oktay ustada görmüştüm tabiki onunki daha süslü daha güzeldi. Kremşantiler koydu, üstüne fıstıklar döktü. Doğrusunu söylemem gerekirse ben iki kup için kremşanti falan yapmaya üşendim. Bir de meyvelerin doğallığını bozmayım dedim. Hurmaları kabuklarından ayıklayıp yoğurt özeler gibi ezdim. Kuplara birer bisküvi kırdım. Ezdiğim hurmaları kuplara alıp üzerine ceviz serptim. Sonuçta 10dk içinde hafif bir sunum hazırladım. İster meyve yerine ister tatlı yerine ikram edin efendim.

Denerseniz şimdiden afiyet olsun. Görüşmek üzere

6 Ocak 2013 Pazar

Magicpenbloger'ın Doğum Günüüüüü

Bu gün Magicpenbloger'ın doğum günü. Ama kendisi sınavda :)))) kendisi benim kardeşim olur ama daha önceki yıllar gibi uzak olduğumuz için hediye falan veremedim. Bende burdan bi güzellik yapayım dedim kendisine. İyiki doğmuşsun küçük (!) kardeşim :))))) mutlu yıllaaaaaaarrrrrr



Ama kötü bir haberim var canım yaşlanıyosuuuuuuunnnnn 20 oldun yaaaa bundan sonrası kolayca akaaaarrrr gider. Tecrübe konuşuyor. Hahhahaaaaa kötüyüm ben kötüyüüüüüüümmmm

Şaka şaka iyiki doğduuuun. Uzun, güzel, musmutlu, dilediğin gibi bir hayatın olur umarım. Benim ağzım laf yapmaz pek bilirsin anladın sen neler neler demek istediğimi. Haydin görüşürüüüüzz