26 Ocak 2013 Cumartesi

Aylin Zeynep Ne Giydi?

Anne olmak çok keyifli ama kız annesi olmak daha bir keyifli sanki. Onu giydirmek süslemek mestediyor beni :))) Dediğim gibi kızımı giydirirken, bir yere yada bir misafire hazırlarken çok keyif alıyorum. Bunun yanında hediye gelen birbirinden güzel birsürü kıyafet var. Onları giydirdiğimde de mutlaka fotoğrafını çekip hediyenin sahibine teşekkür amaçlı gönderiyorum. Hal böyleyken bende dedim ki hem keyfimi blogdan da paylaşayım hemde hediyenin sahiplerine bir de ordan teşekkür etmiş olayım. Böylelikle yeni bir etiket çıkmış oldu ortaya. Bloga da yeni bir renk gelecek inş . Gelelim ilk fotoğraflaraaa :)))




Pantolon: Tuğba halasının hediyesi
Bolero: annem ördü (Mevlütünde de giymişti)


Görüşmek üzere... Huzurla kalın :)

Bilge'den Zarf Var :))

Geçen hafta Safranbolu'dan gelen dayım ve yengemi misafir ettim. Umreye yolcu ettik onları. Uçuşları da Atatürk Hava Limanı'ndan olunca bizede görüşme fırsatı çıktı. Dayımın 9 yaşında çok tatlı bir kızı var. Bilge çok zarif ve düşünceli bir çocuk. Duygularını yazarak ve küçük notlarla ifade etmeyi seviyor. Dayım ve yengemle birlikte aşağıda gördüğünüz zarfı, içinde de sevimli hediyelerini göndermiş. Birdefasında da mutfakta kullandığımız sarı bezi zarf şekline getirip içine de küçük notlar ve hediyeler koyarak göndermişti. Onun bu düşünceli halleri o kadar çok hoşuma gidiyor ki sizlerle paylaşmak istedim.



Sizce de çok tatlı değil mi? Görüşmek üzere...

19 Ocak 2013 Cumartesi

Gece Yarısı Yazısı ve Tarifleri

Dilkaaaattt bu bir gece yarısı yazısıdır. Fotoğraflar gece ışığıyla kurulan cümleler kapanan gözlerle kurulmuştur. Ee gidip doğru bir zamanda yazsaydın derseniz de bende sizi Aylin Zeynep derim :)) Ancak şimdi uyudu da vakit bulabildim:))

Efendim gelelim konuya. Bu gün sohbetinden çok keyif aldığım misafirlerim vardı. Evimde ilk defa ağırlayacağım için heyecanlıydım doğrusu. Çocuklu bir bayan olduğumu göz önünde bulundurarak pasta börek yapımına dünden başladım. Tarif araştırmalarına da bir önceki günden. Zira eve son bir çekidüzen verme işini ancak yapabildim bu sabah.

Özellikle baharatı kurabiyem ve elmalı tartım çok beğenilince bende sizinle paylaşma kararı aldım. Her ikisini de Meliha Çalışkan Hanımın blogu Hayat Cafe Tarifleri'nden aldım. İyiki de almışım. Tam isabet diyeceğim lezzetler yakaladım :))



Meliha Hanım burada kıyır kıyır tuzlu kurabiye başlığıyla vermiş tarifi. Ne yazdıysa doğru tarif için. Başlığı okurken ve özenle çekilmiş fotoğraflara bakarken hayalinizde nasıl bir kurabiye canlanıyorsa aynısını buluyorsunuz. Meliha Hanımın tarifine dilerseniz bakarsınız. Ben ufak tefek değişiklikler yaptım onları yazayım. 
  • 125 gr tereyağı (yumuşak)
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • Yarım çay bardağı sirke
  • 1.5 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı çörekotu (çörek otum yoktu ne alaka diyeceksiniz ama yerine kekik kullandım :)))
  • 1 tatlı kaşığı kırmızıbiber(tepeleme)
  • 1 tatlı kaşığı mahlep (benim mahşerim yoktu ben de mahlepli kabartma tozu kullandım
  • 1 tatlı kaşığı tuz(silme)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 yumurta(beyazı içine sarısı dışına)
  • Aldığı kadar un
Dediğim gibi ayrıntılar için Hayat Cafe Tafirleri :))






Elmalı tartım da Hayat Cafe Tarifleri'nden. Elmalı kurabiyeyi de tartı da çok severim. Ama tart yapmayı ilk defa denedim. Başta korkmuştum ama oda tam istediğim gibi oldu :))






Bu böreğin tarifi de Nesrin Sultan'dan (kendisi annem olur) Bunun içinde 1 su bardağı süt, çeyrek margarin, 1 çay bardağı sıvı yağ ve yumurtadan harç hazırlıyorsunuz. Üç kat yufkadan oluşuyor. Her katta yufkayı harçlar ıslatıp bir kata havuç, bir kata ıspanak, bir kata patates seriyorsunuz. Rulo gibi sardığınız böreği bir gece dolapta bekletip bir parmak elçiliğinde dikilmeyerek pişiriyorsunuz. Dilimlerin üzerine yumurta sürmeyi unutmayın :)) On dakikada hazırlanıyor ve sonuç çok lezzetli.

Devamı da var ama gece gece yeter bu kadar :))
Görüşmek üzere

12 Ocak 2013 Cumartesi

İlk Ateş İlk Telaş

Merhabalar;

O kadar uzun zamandır bir şeyler yazmıyorum ki nasıl başlayacağımı bilemedim :)

Umarım herkesin yeni yılı güzel başlamıştır. Bizim için bol hareketli ve sağlık sorunlarıyla başladı. Malum yılbaşı tatili salı gündü. Eşimin şirketi de pazartesiyi tatil edince bizde düştük memleket yollarına. Yıllar var ki bende yılbaşını ailemle memleketimde geçirmedim. Bu sebeptendir ki fikir bana da cazip geldi. Aslında Aylin Zeynep yollara alışkın bir çocuk. Daha iki aylıkken ikibin kilometreden fazla yol yaptı. İşde bende tam olarak bu cümleye güvendim. Ama bir ayrıntıyı atladım. Zeynep artık 4.5 aylık ve pusetinde oturmak istemiyor. Güvenli olmayacağını düşündüğüm için kucağıma almak istemediğimde de bas bas bağırıyor. Bu nedenle benzin almak için durduğumuzda bir kaç defa arabadan indirdim. Hava değişikliği de malum. Çarşamba günüde yıkadığım için gece sıkı sıkı giydirdim yatırdım. Gece kalktığımda el süremiyordum yavrucuğuma. Bir ölçtüm ateşini 39.3 Aklım gitti o an. Acemilik ya ne yapacağımızı bilemedik. Gecenin ikisi apar topar hastaneye. Bir fitil verdiler yarım saatte düştü. Ertesi gün tekrar yükseldi. Doktordu tahlillerdi derken iki gün çocuk sağlığı bölümünün demirbaşı olduk. Allah'tan bir şey çıkmadı. Ama üzüntü koşuşturma derken ben kaptım hapı. Bir haftadır gribim. E dolayısıyla bebişimde benim yüzümden bitkin. Anlayacağınız sürünüyoruz :)

Gel gelelim ikinci konuya :))) Efendim ben Zeynep'i akşam sekizde yatırıyorum dokuza doğru uyuyor meleğim. Ben de eğer yarın için yemeğimi ayarlamışsam, ütüydü zırttı bırttı işlerim yoksa kendime biraz zaman ayırıyorum. Yada ayırıyormuş gibi yapıyorum diyelim. Tam bir çayımı kahvemi elime alıp  bi kitabımı okuyacağım tv seyredeceğim ama yok bi ses mi duydum, yoksa uyandı mı, ayy dur bi bakışta geleyim derken bütün gecem koridorda geçiyor. Daha önce telsiz almak istemiyordum çünkü gözümle görmeden rahat edemiyordum. Acayip şekilde pinpirikli hale geldim. Başka bir yazıda anlatırım bu konuyu şimdi girersem çıkamam. Ama bu hastalıklar vesile oldu ve geleneksel koridor turlarıma bir son vermem gerektiğine karar kıldım. E-bebek.com dan tıklarsanız göreceğiniz modeli satın aldım. 3'ünde saat 23 gibi sipariş verdim ve 5inde öğlen elimdeydi. Ayrıca kargo takibim konusunda bir sorun yaşadım onada hemen cevap verdiler. Çok memnun kaldım. Telsize gelince. Şimdiye kadar almadığıma yanarım. Hassasiyeti yükselttim nefes alıp verdiğini bile duyuyorum. Hareketler artınca uyanmadan duruma el koyuyorum. Çok memnunum tavsiye ederim :))





Bu oyuncağı adı çıngıraklı kız olur :)) kızımın kendinden 21 gün küçük arkadaşı Ecem hediye getirdi. Kendisi çok yakın dostlarımızın 4 aylık kızı olur. Bir görseniz çoook şeker. İlk bakışta anlamsız bir oyuncak gibi duruyor. Kutu kısmı be kanatlarının ses çıkarması çok ilgisini çekti kızımın. Ayrıca çiçeğinide ekip etinden sütünden faydalanıyor. Özellikle dışarda çok işe yarıyor. Pusete tutturunca yere de atamıyor. Bunuda tavsiye ederim :))) Yazının başlığı tavsiyeler olmalıymış. Neyse bizden bu kadar şimdilik.

Sağlıcakla kalın. Görüşmek üzere.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Yumuşayan Hurmaları Kurtarma Operasyonu

Annemin klasiklerinden bir koli hafta sonu evimize teşrif etti. Kolide ne ararsan var herzamanki gibi. Ama bu sefer büyük bölümünü hurmalar kaplamış. Hani şu ismi hakkında bir çok rivayet bulunan turuncu hurma, Trabzon hurması yada Japon hurmasında denilen hurmadan. Ben doğrusunun tam olarak hangisi olduğunu bilmediğim için kısaca hurma diyorum :)) Garibanlar 450 km yol gelince yumuşayıvermişler tabi. Ben de bunları ziyan etmeden ne yapsam ne yapsam diye düşünürken tatlı taklidi yapan bir meyve sunumu haline geldi kendileri.




Geçenlerde TV'de dolaşırken Oktay ustada görmüştüm tabiki onunki daha süslü daha güzeldi. Kremşantiler koydu, üstüne fıstıklar döktü. Doğrusunu söylemem gerekirse ben iki kup için kremşanti falan yapmaya üşendim. Bir de meyvelerin doğallığını bozmayım dedim. Hurmaları kabuklarından ayıklayıp yoğurt özeler gibi ezdim. Kuplara birer bisküvi kırdım. Ezdiğim hurmaları kuplara alıp üzerine ceviz serptim. Sonuçta 10dk içinde hafif bir sunum hazırladım. İster meyve yerine ister tatlı yerine ikram edin efendim.

Denerseniz şimdiden afiyet olsun. Görüşmek üzere

6 Ocak 2013 Pazar

Magicpenbloger'ın Doğum Günüüüüü

Bu gün Magicpenbloger'ın doğum günü. Ama kendisi sınavda :)))) kendisi benim kardeşim olur ama daha önceki yıllar gibi uzak olduğumuz için hediye falan veremedim. Bende burdan bi güzellik yapayım dedim kendisine. İyiki doğmuşsun küçük (!) kardeşim :))))) mutlu yıllaaaaaaarrrrrr



Ama kötü bir haberim var canım yaşlanıyosuuuuuuunnnnn 20 oldun yaaaa bundan sonrası kolayca akaaaarrrr gider. Tecrübe konuşuyor. Hahhahaaaaa kötüyüm ben kötüyüüüüüüümmmm

Şaka şaka iyiki doğduuuun. Uzun, güzel, musmutlu, dilediğin gibi bir hayatın olur umarım. Benim ağzım laf yapmaz pek bilirsin anladın sen neler neler demek istediğimi. Haydin görüşürüüüüzz