12 Kasım 2014 Çarşamba

Hermes Spring / Summer 2015

Biz havalar soğudu ne giyeceğiz diye düşünüp duralım. Modanın devleri 2015 yaz koleksiyonlarını görücüye çıkardılar bile. Bu yazımda ben Hermes'i mercek altına aldım :)

                                   

Boyundan şal gibi attırılan bu detaya bayıldım. Bir kaç modelde kullanılan bu detay herbirinde bir başka güzel durmuş. 

                                   

Burada aynı detay cekette kullanılmış ve kemerle başka bir hava katılmış. Dediğim kadar yok mu ama, her modelde farklı ve ayrı bir güzel durmamış mı? Ayrıca yapılan stylingin de bizlere son derece uygunluğunu belirtmeden geçemeyeceğim. 

                                   

Şu modelin sadeliğine ve o sadelikteki güzelliğe bakar mısınız? Hayran olmamak elde değil. Tasarımcısının ellerine sağlık. Büyük tasarımcı olmak böyle bir şey sanırım: en az detayla en büyük güzelliği yakalamak.

                                   

Burda da tam altı rengin birbiriyle bu denli uyumu beni mest etti. O kadar uymuşlar bir arada o kadar güzel durmuşlar ki saymadan o kadar rengin varlığını anlayamadım bile. 

                                   

Son olarak bu güzel eteği sizlere sunmak isterim sayın okuyucular. Etekteki o minicik detaya dikkatinizi çekerim. Yine minik bir detay, yine sadelik ve yine o muhteşem zarafet. 

Bunlar benim seçtiklerim. Daha bir sürü güzellik var koleksiyonda. Eğer merak ederseniz google amcaya bir sorun o gösterir size devamını :)

Sağlıcakla kalın





  
     

8 Ağustos 2014 Cuma

Bayramda Ne Giydim vol:2 "Pembe iç-dış Tunik"

Bu modeli hem bayramın ilk gün ziyaretlerinde hem de nişanın akşamki yemek bölümünde kullandım. Malumunuz iç dış görünümlü tuniği kışın zdenconcept müşterileri için kış renklerinde hazırlamıştım. Fazlasıyla ilgi görünce yaz renkleriyle de tekrar çalıştık. Pişman da olmadık çok şükür

                     

                     

Her renginin bende yeri ayrı ama bence en keyifli halini pembe-beyazda buldu. Pembe aşığı olmam bu düşüncemde ne kadar etkili bilmiyorum ama ben bu modelimin bu rengine aşığım. Nereye gitsem üstümde. Kullanım rahatlığı , az buruşması ve yıkandığında renginden güzelliğinden bişey kaybetmemesi de ayrı keyif veriyor. 

Huzurlarda kalın :))

                        
    

Bayramda Ne Giydim vol:1 "Neşeli Rahat Elbise"

Bu Bayram diğerlerinden biraz farklı geçti. Bayramın üçüncü günü kardeşimin nişanı vardı ve epeyce telaşlıydık. Nişan hazırlığı, bohça getirip götürmeleri derken bayramın telaşına telaş kattık anlayacağınız. Hele bir de bayramın ikinci günü virüs kapıp hastanelik olmam, sonra da kullanmak zorunda kaldığım ilaçlar nedeniyle geç kalmış da olsam Zeynep'imi sütten kesmek zorunda kalmam her şeye tüy dikti. 

İki yıldır bayramlarda tercihlerim şıklığın yanında rahat da edebileceğim modeller oluyor. Çünkü hem Ayin Zeynep'in peşinde rahatlıkla koşturabilmeliyim, hem rahatlıkla emzirebilmeliyim. Misafirleri konforlu bir şekilde ağırlabilmeli, ziyaretlerimi rahatlıkla yapabilmeliyim. Bütün bunlar olurken de mümkünse az buruşmalı, leke tutmamalı ve bozulmamalı. 

                     

Hahahaaa şu son kurduğum cümleleri yazarken kendimi Beyazın psikopat karakteri gibi hissettim :))) her neyse bayram için ilk tercihim bütün bu yazdıklarımı sağlayan renk cümbüşü içerisinde neşeli rahat elbisem oldu. Kumaşı ilk gördüğümde vurulmuştum. Modeliylede bütünleşince gerçekten çok keyifli bir elbise oldu. İpek zaten olması ve astarını kupra kumaşdan çalışmamız da şu sıcak yaz günlerinde rahat kullanım sağladı. 

Bu kumaş ve model o kadar sevildi ki daha Bayram gelmeden ve yayınlamaya bile fırsat kalmadan tükendi. Ama o kadar rahat ettim ki bu modelin başka kumaş ve renklerindeki versiyonuyla sık sık çıkacağa benziyorum karşınıza :))

Huzurlarda kalın
  

5. Evlilik Yıldönümü Hediyesi

Merhabalaaarrr;

Yine arayı fena halde açtım. Ne olacak benim bu hallerim bilemedim. Şu son günlerde Zeynep'i sütten kestim ve ana kız depresyondayız. Ayrılık acısı çekiyoruz dostlaarr 😓😓Toparlayamadık bir türlü kafamızı. Arayı geciktirilmiş yazılar dizisinde kapatabilirim diye düşünüyorum :))

Efendim geçtiğimiz ay, yani Temmuz'un 8inde evliliğimizin 5.yılını doldurduk. Çift olarak pahada değil de maneviyatta yüksek hediyelerden yanayızdır. Bu yüzden biraz kafa yormak emek vermek gerekir. Bu yıl sevgili Hatice Özdemir Tulun yani namıdeğer portakal ağacı yetişti imdadıma. Müthiş fikirleri, inanılmaz inceliğiyle pek çok konuda ışık tutuyor zaten bendenize 😊😊

      

Sevgili Hatice hanımın hazırladığı bir hediyeden esinlenerek ben de eşime 5.yıl anısına bu gördüğünüz hediyeyi hazırladım. 

5 yıl, 60 ay, 260 hafta, 1826 gün, 43824 saat, 2629484 dakika, 157769119 saniye ve kim bilir kaç milyon defa onun kalbi Yasemin benim kalbim ihsan diye attı. Yıllar su gibi akıp bir gün gibi geçse de böyle bakınca ne büyük zaman diyor insan ne büyük emek. Dilerim Allah'tan 50. yılın hesabını da sağlıkla sıhhatle böyle oturur yaparız. 

Sevgiyle kalın

30 Haziran 2014 Pazartesi

Moda Okulunda Öğrendiğim 101 Şey

Bir moda tasarımcısı olan Alfredo Cabrera ve bir mimar olan Matthew Frederick'in yazdığı Moda Okulunda Öğrendiğim 101 Şey kitabını dilimize Barboros Şansal çevirmiş ve kitap Optimist yayınlarından çıkmış. 

                       
   
Özellikle Barboros Şansal referansını göz önünde bulundurunca mesleğimde ilgili okunası kitaplar arasına katılmalı diye düşündüm ve hemen kütüphaneme ekledim. Genelde bu tip kitapların içinin pek dolu olmayacağını, bir kaç cümleden başka bana bir şey kazandırmayacağını aklımın bir kenarında tutuyordum. Başarılı kapak tasarımı, vurucu isim seçimi ve tabi çevirmenine bakarak çok fazla beklenti yüklemişim sanırım. 

Her sayfaya bir madde gelecek şekilde dizayn edilmiş kitabın yapraklarını "bunu biliyorum, bunu da zaten biliyorum" diye çevirdim durdum. Hakkını yememek lazım, altını çizdiğim yerler olmadı mı, oldu tabiki. Ama bunları öğrenmek için bu kitabı almam gerekirmiydi o tartışılır. 

Eğer tekstilin eğitimini almış bir insansanız yeni şeyler öğrenmek için değil de, zaten bildiğiniz şeyleri tekrar hatırlamak ve bu şeylerin uzman bir kişi tarafından sıralanışını el altında bulundurmak için alın derim. Bu konuda eğitimi olmayanlar için zaten çok şey katacak bir kitap. Orası tartışılmaz. 

Görüşmek üzere

8 Mayıs 2014 Perşembe

By Yasemin CORCOR Tişörtler

Merhaba Dostlar,

Nasılsınız? Ben buralarda yokken neler yaptınız? 

Uzuuuunn zaman geçti ben yazmayalı. Nedendir bilmem yazmakla arama bir soğukluk girdi şu aralar. Belki de çizmeye daha çok kafa yorduğum içindir ne dersiniz? 

Bazen yazmak insana çok iyi geliyor. Bana ise çoğu zaman... Hafifletiyor, yüklerini bir anlığına da olsun unutturuyor. Ama bazense günlük telaşlar içinde o bile ağır geliyor insana. 

Ne yalan söyleyeyim geçen zaman içinde bir blogum olduğunu bile unutmuştum. Taki okuyacağını hiç tahmin etmediğim bir arkadaşın 'Ne o son zamanlarda blogunda hiç güncelleme yapmıyorsun' diyene kadar. Hem bir blogum olduğu kafama dank etti, hem okunuyor olması mutluluk verdi, hem de artık niye yazmadığım sorusu düştü kafama. Bu gece de hazır uyku tutmamışken 'Kalk Yasemin' dedim 'tam zamanı' :))

Son zamanlar da çok şey yapıyorum paylaşırım ara ara. Eşimin kardeşinin düğünü var mesela haftaya. Oradan yöresel bir şeyler paylaşabilirim telaş arasında fotoğraflamayı başarabilirsem :))

Bu gece son zamanlarda çok keyif alarak uğraştığım tişörtlerimi sizlerin beğenisine sunacağım :))) 

                   

Mesela bu kombini geçtiğimiz Pazartesi sendrom yaşayanlara hazırladım, pamuk şeker kıvamında bir hafta başları olsun diye. Kimisi çok beğendi kimisi çocuksu buldu. Olsun ben bu atleti sevdim. Masaldan fırlamış gibi, çocukluğuma dönmüş gibi... :))

      

                Bunlarda benim aşk balonlarım :)) Yine en sevdiğim renk -pembe- eşliğinde. 

                            

Bu da benim aşk evi tişörtüm. İnstagramdan takip edenler bilirler. Sevgililer günü için hazırlamıştım bunu 

Tişörtlerimin hepsi %100 pamuklu tişört üstüne %100 el yapımı. Özellikle son tişörtte muazzam bir göz nuru var anlayacağınız. Hepsi benim bebeklerim :)))) 

Devamı gelecek. Biriktikçe paylaşırım artık. 

yasemincorcor@hotmail.com adresinden bilgi alabilir, sipariş verebilirsiniz

Ayrıca yasmincc_ kullanıcı adından instagramdan ve twitterdan takip edebilirsiniz

Öpüldünüz, huzurlarda kalın
  

16 Mart 2014 Pazar

"O"cu "Bu"cu "Şu"cu

Şu günlerde hiç bir şey yazmak gelmiyor içimden. Nasıl gelsin ki? Ülke böyle bir durumdayken ne söylesen boş, ne anlatsan anlamsız. 

İnsanlar artık birbirlerine insan diye bakmıyor. Acaba hangi taraftan, ocu mu, bucu mu diye ayrıştırıyorlar birbirlerini. Hatta kendilerinden olmayanın acısını bile yok sayıyorlar. Bizi bu hale getirenler utansın

Haber dinlerken bile şüphe içindeyiz mesela. Kanal hangi taraftan ve acaba kimin açığını kapatıyor diye diye paranoyak olduk. Kimseye, hiç bir habere, gazeteye, gazeteciye inanamaz olduk. Doğruyu, haklıyı bir Allah biliyor. 

Son olaylardan sonra düşündüm de, Allah korusun bir gün benim evladımın saçının teline aynı düşünceden değil diye zarar gelse yakarım bu dünyayı. O yüzden hiç sormadım, sorgulamadım Yitip giden hiç bir canı kimdir, nedir, necidir. Bir can varsa ortada kim olduğunun ne önemi var. Her annenin yüreği aynı yanmaz mı? Her ocağa aynı ateş düşmez mi? Aynı düşünceden olmadığımız insanlar daha mı az acı çeker? Bizden daha mı az ölürler?

Ben hiç bir şeyci değilim. Körü körüne yanlışını göre göre birinin arkasına takılıp gitmek karakterime ters benim. Yıllardır isyanımı dile getiriyorum her kapalıyı AKP li ya da cemaatçi sayanlara. Aynı şekilde her açığı inançsız günahkar ilan edenlere. Ben doğru olandan insana faydalı olandan yanayım. Ben milliyetçi, laik, Atatürkçü, dindar, antikapitalist, önce insancı bir Türk genciyim. 

Ben AKP'ye karşıyım diye cemaatçi, cemaate karşıyım diye AKP'li, ikisine de karşıyım diye çapulcu yaftası yemek istemiyorum. Ben sırf cemaatçi diye anılarla dolu üniversite arkadaşlarımdan, AKP'li diye yıllarca yüz yüze baktığım insanlardan, CHP'li diye can dostumdan, Alevi diye başıma bir iş geldiğinde kapıma ilk koşan komşumdan, Kürt diye yılların sabırla ördüğü dostluklardan, açık yada kapalı, dindar yada ateist diye sokaktaki insandan ayrışmak istemiyorum. Kimseyle benimle aynı değil diye savaşmak da istemiyorum. Ben bir olmak, birlik olmak, farklılıklarımızla güzelleştiğimizi kabul ederek bir mozaik halinde huzur içinde yaşamak istiyorum. Herkesin Allah'ın özene bezene yarattığı ve ruhundan ruh üflediği değerli bir varlık olduğundan ötesini bilmek, sormak, düşünmek istemiyorum. 

Allah ülkemiz için sağduyu ve huzur nasip etsin. 
Mutlu pazarlar

7 Ocak 2014 Salı

İnterneti Olmayan Kadının Dramı !!

Dün geceden beri beni çok sarsan bir gerçekle yüzyüzeyim maalesef. İnternette oluşan bir problemden ötürü bir kaç hafta gündüzleri İnternet'e giremeyeceğim. Akşamları eşim eve geldiğinde ancak onunkini kullanabileceğim.

"Eee ne var bunda" demeyin. Allah düşmanımın başına vermesin, benimle aynı duruma düşerseniz anlarsınız. Ne kadar zor anlatamam :))

Şaka bir yana dün geceden beri aslında İnternet'e ne kadarda bağımlı olduğumla yüzleşdim. Sanki biri bana su kesildi, elektrik kesildi dedi. Bir kaç hafta yiyecek ekmeğimiz yok dedi. O derece panikledim ilk öğrendiğim an. 

Düşündüm de son on yılda hayatımız ne kadar da değişti. Artık cep telefonu olmayan günleri hatırlamıyor gibi bir şeyim. Sanki anamın karnından telefonla doğdum :)) dönem filmlerini izlerken bile birisi bir yere geç kalsa bişey olsa insan gayri ihtiyari içinden "e cepten arasana" diye geçiriyor. 

Durumumuz o kadar vahim ki artık telefon bile yetmiyor. Artık cep telefonu akıllı değilse, bir de Allah muhafaza internet bağlantısında bir sorun varsa o alet bir işe yaramıyor sanki, at çöpe :)

İlk telefonumu üniversiteye başladığımda babam almıştı. Yıl 2003 :)) ben çok geç telefon sahibi olanlardanım. Hep ne işime yarayacak mantığındaydım. Geçenlerde çekmeceleri düzenlerken elime geçti. O kadar net bir alet ki, sadece telefon, sadece çalıyor konuşuyorsun. Başka da bir özelliği yok. Telefonda alarm özelliği varmış diye konuştuğumuz günleri hatırlıyorum yaa :)) 

İkinciyi yine babam almıştı. Fotoğraf çekebiliyordu. Düşünebiliyormusunuz o kadar üstün teknoloji yani, en azından o zamanlarda öyle geliyordu bize :)) şimdi ise sınır yok artık, say say bitmez özellikleri.

Geçenlerde Zeynep eski laptopumu bulup tuşlarını tek tek söktüğünde anılar canlandı gözümde. Ne kadar kıymetliydi o benim için. Aldığımda havalara uçmuştum. Ne kadar hafif geliyordu gözüme. Şimdi yerinden kaldıramıyorum. Bavul kadar çantası. Şimdilerde çantaya atıverdiğimiz tabletler bile ağırlık yapıyorken iyi taşımışız yıllarca onu.

O yıllarda sokakta gezerken cebinde internet olacak deseler gülerdik herhalde. Şimdi ise internetsiz nefes bile alamıyoruz. "Ayy bi bakayım nefesi karından mı yoksa göğüsten mi alsam daha iyi" modundayız. Şu yazıyı yazarken bile kaç kere İnternet'e ihtiyaç duydum. İmla kılavuzu, sözlük, ansiklopedi...herşey. Hatta demin mutfağa girdim, yemek yapacağım "aaa internet yok ki nerden bakacağım" oldum ne yazık ki :))

Herşeye iyi tarafından bakmak lazım. Belki şu bir kaç haftalık internet diyeti bana da iyi gelir. Ferrari'sini satan bilge misali, internetini kaybeden kadın modunda özüme falan dönerim. Nirvana'ya ulaşırım kim bilir :)) Sonuçta biraz nostalji iyidir :))

Nostalji dolu günler diliyorum, huzurla kalın :))